Bugün Eli, Hatic ve Res bize yemeğe geldiler. Yani bize derken, annemlere demek istiyorum. Ben de tabi skype ile başlarındaydım. Ya annem süper yemekler yapmıştı bi de kızları ne kadar da çok özlemişim, onları görememiştim uzun zamandır. Bu kadar çok özlediğim insan bir arada olunca garip oldu. Bir de üstüne Tuğçeyle skypelaştım. Tam oldu yani, bugün çok duygusalım, dokunmasınlar..
Bunlar dışında bütün gün evdeydim, 505, 754, 760 ne varsa çalıştım. Biraz da grading yaptım. Verimli bir gün oldu yani.
Ya ama istediğim kadar kitap okuyamıyorum bir süredir. Okul işleriyle uğraşmaktan bir bakıyorum gece geç olmuş saat. Anca 15-20 dakika okuyabiliyorum.
Bir de futbol maçına gitme planım vardı. Sanırım fall breakte bir maç var, ona gidicez. Milleti ayartma çalışmalarına başlamam lazım. O zamana kadar bir yere gidemem zaten çünkü ödevler ve sınavlar sardı dört bir yanımı. Ama insanın sevdiği şeyi yapması çok güzel bir duygu ya. :)
19 Eylül 2010 Pazar
18 Eylül 2010 Cumartesi
GÜN 13
Merhabalaar! Dün yazamadım çünkü zaten eve geç geldim, yastığa 6 inç kala da uyudum. :) Bir günde iki seminere katıldım, ikincisi başka bir kampüsteydi. Sonra akşam da Emine çağırmıştı ona gittik, kısır yapmışşş!!! Onu yedik. Ay çok mutlu oldum. Ben, iki Müge, Emine ve İlke’ydik. Bir ara Emine’nin ev arkadaşı da geldi. O da İran’lı bir kız. Çok şirin, Ebru Gündeş hayranıymış. “Sen Allah’ın bir lütfusun”u söyledi. :)
Bugün de Mügeyle alışverişe gittik Crabtree Valley Mall’a. Çok güzel alışveriş yaptıııkk! Gökçe ve Korhan da oradaydı ama sadece yemek yedik çünkü onlar ev eşyası bakıyorlardı, birlikte gezemedik. :( Eve geldiğimden beri de öğrencilerin laboratuar raporlarıyla uğraşıyorum. Bitsin istedim ama bitmedi yarına kaldı artık. Napalım. İyi geceler.
Bugün de Mügeyle alışverişe gittik Crabtree Valley Mall’a. Çok güzel alışveriş yaptıııkk! Gökçe ve Korhan da oradaydı ama sadece yemek yedik çünkü onlar ev eşyası bakıyorlardı, birlikte gezemedik. :( Eve geldiğimden beri de öğrencilerin laboratuar raporlarıyla uğraşıyorum. Bitsin istedim ama bitmedi yarına kaldı artık. Napalım. İyi geceler.
16 Eylül 2010 Perşembe
GÜN 11
Yarın cuma!! Normalde cumaları en yoğun olduğum gün ama bu hafta lab yok. Fabrika gezisi var öğrenciler için. Bunu öğrendiğimde hemen yanaştım Jason’a ve “ben gelmeseemm olur muuu, seminer var ona katılıcaam, aslinda isterdim amaa, bıkbıkbııık…” dedim. O da dedi ki tamam gelme. Olley, bu arada gerçekten bir seminer var yarın. Yani zaten her Cuma olan seminer dersimin yanı sıra, bir de “teaching assistant training”im var. Bu tarz bir düzine semine katıldım zaten geldiğimden beri. Genelde asistan olarak nasıl not vermeliyiz öğrencilere, nasıl davranmalıyız gibi konular işleniyor. Ben de bu seminerlerin hepsine gitmeye çalışıyorum çünkü gerçekten, bir gün, iyi bir hoca olmak istiyorum. Öğretmeyi sevmek yetmiyor, öğretebiliyor olmak da lazım.
Yani sonuç olarak yarın iki seminere katılıcam, onun dışında boşum. :) Akşam Emine’lere gideceğiz. Bize kısır yapacakmış!! Ay şimdiden çok heyecanlıyım, kısır ya! Bu arada aslında kısır yapmak çok kolay ben de yapiyim yakında.
Dün kereviz yemeği yaptım kendime. Ama kerevizin kendisinden değil, sapından. İtiraf ediyorum, pırasa sanarak almıştım. :) Ama baya lezzetli oldu ya. Soğan, domates, sarımsak, limon, kereviz koydum. Yarım saat pişirdim. Elime de sağlık.
Bu arada Res gececi olunca her gün uzun uzun konuşuyoruz, gerçekten çok mutluyum bu durumdan ötürü. :)
Yani sonuç olarak yarın iki seminere katılıcam, onun dışında boşum. :) Akşam Emine’lere gideceğiz. Bize kısır yapacakmış!! Ay şimdiden çok heyecanlıyım, kısır ya! Bu arada aslında kısır yapmak çok kolay ben de yapiyim yakında.
Dün kereviz yemeği yaptım kendime. Ama kerevizin kendisinden değil, sapından. İtiraf ediyorum, pırasa sanarak almıştım. :) Ama baya lezzetli oldu ya. Soğan, domates, sarımsak, limon, kereviz koydum. Yarım saat pişirdim. Elime de sağlık.
Bu arada Res gececi olunca her gün uzun uzun konuşuyoruz, gerçekten çok mutluyum bu durumdan ötürü. :)
15 Eylül 2010 Çarşamba
GÜN 10
Evet ya farkındayım! Dün yazamadım.
Günlerdir ağlıyordum ya 505 ödevi diye, sen mi büyüksün ben mi diyordum, o büyükmüş ya. Bitirdi beni yani. Bir hafta uğraştım ama yine de dün gece, gece yarısına kadar bitiremedim. Gece yarısında da bitirdim sayılmaz, ispatlarımın bazıları çok zayıf, bazı örneklerim fos oldu ama artık elimden gelenin en iyisi bu dedim ve bugün teslim ettim ödevi. Yarına da 754 ödevi var ama onu hallettim. Sabah son rötuşları yapıp upload edicem.
Bugün önemi bir gün çünkü, üç ay sonra bugün uçağa binip İstanbul’a gidicem. :) Yani şu anda resmen üç aydan az kaldı gitmeme. İki ay sayılır yani. :) I am the queen of underestimation. :) Ay ne az kaldı, neler götürsem yanımda? :)))
Bu arada referandum filan olunca aklıma geldi, o zaman yazamamıştım. George Orwell – 1984. Efsane. Çok çok iyi. Yani benim gibi Kafkacı bir insanın bunu şu ana kadar okumadığına inanamıyorum. Bütün yönetimin “büyük birader” adı altında tek kurumda toplandığı bir distopyayı anlatıyor. Kafka’nın Dava’sı ile benzerlikler taşıyor. Yönetimi sorgulamaya kalkanların nasıl susturulduğu ve beyinlerinin yıkandığı, çok çarpıcı bir şekilde anlatılmış. İnsanlar partinin ve büyük biraderin felsefesini o kadar sorgulamadan benimsemişler ki bu felsefe kişisel özgürlükleri ve insanlar arası eşitlikleri açıkça ortadan kaldırdığı halde bu herkese son derece normal geliyor. Romanın yarattığı bu distopik gelecek, bir ülkenin iç işlerinden tek sorumlu olduğu zaman neler olacağını tokat gibi yüzümüze vuruyor. Özellikle bu dönemde, herkesin okuması gereken bir kitap.
Şu anda da Res'in kardeşi Memo'nun ağır baskısı üzerine Dune serisinin birinci kitabını okuyorum. Çok yavaş ilerliyorum ama. Bu ay iki kitap bitirme hedefime ulaşamıycam diye çok korkuyorum. Bu arada bugün normal evime gittim, daha tadilat çok başlamamış, bir aydan fazla sürebilir diye korkuyorum şimdi. Ya sürmesin ama fall breakte geri taşıniyim. Burası gayet güzel de evimi de özledim. :-/
Günlerdir ağlıyordum ya 505 ödevi diye, sen mi büyüksün ben mi diyordum, o büyükmüş ya. Bitirdi beni yani. Bir hafta uğraştım ama yine de dün gece, gece yarısına kadar bitiremedim. Gece yarısında da bitirdim sayılmaz, ispatlarımın bazıları çok zayıf, bazı örneklerim fos oldu ama artık elimden gelenin en iyisi bu dedim ve bugün teslim ettim ödevi. Yarına da 754 ödevi var ama onu hallettim. Sabah son rötuşları yapıp upload edicem.
Bugün önemi bir gün çünkü, üç ay sonra bugün uçağa binip İstanbul’a gidicem. :) Yani şu anda resmen üç aydan az kaldı gitmeme. İki ay sayılır yani. :) I am the queen of underestimation. :) Ay ne az kaldı, neler götürsem yanımda? :)))
Bu arada referandum filan olunca aklıma geldi, o zaman yazamamıştım. George Orwell – 1984. Efsane. Çok çok iyi. Yani benim gibi Kafkacı bir insanın bunu şu ana kadar okumadığına inanamıyorum. Bütün yönetimin “büyük birader” adı altında tek kurumda toplandığı bir distopyayı anlatıyor. Kafka’nın Dava’sı ile benzerlikler taşıyor. Yönetimi sorgulamaya kalkanların nasıl susturulduğu ve beyinlerinin yıkandığı, çok çarpıcı bir şekilde anlatılmış. İnsanlar partinin ve büyük biraderin felsefesini o kadar sorgulamadan benimsemişler ki bu felsefe kişisel özgürlükleri ve insanlar arası eşitlikleri açıkça ortadan kaldırdığı halde bu herkese son derece normal geliyor. Romanın yarattığı bu distopik gelecek, bir ülkenin iç işlerinden tek sorumlu olduğu zaman neler olacağını tokat gibi yüzümüze vuruyor. Özellikle bu dönemde, herkesin okuması gereken bir kitap.
Şu anda da Res'in kardeşi Memo'nun ağır baskısı üzerine Dune serisinin birinci kitabını okuyorum. Çok yavaş ilerliyorum ama. Bu ay iki kitap bitirme hedefime ulaşamıycam diye çok korkuyorum. Bu arada bugün normal evime gittim, daha tadilat çok başlamamış, bir aydan fazla sürebilir diye korkuyorum şimdi. Ya sürmesin ama fall breakte geri taşıniyim. Burası gayet güzel de evimi de özledim. :-/
13 Eylül 2010 Pazartesi
GÜN 8
Bugun İlkeciğimizin doğumgününü kutladık. :) Mitch’s e gittik yine. Cumartesi günkü yer.
Ya ben bu ödevleri yapamıyorum, moralim bozuk çok. Ne yapmam lazım? Demek ki yeterince çalışmadım henüz, daha çok çalışmam lazım. Yoksa böyle olmazdı, moral bozmak yok, daha çok çalışıcam. Ya bu hafta böyle çok sıkıştığım için böyle oldu. Yetişecek geçecek. Blog yazmak için daha çok zamanım olan günler de gelicek.
Ya ben bu ödevleri yapamıyorum, moralim bozuk çok. Ne yapmam lazım? Demek ki yeterince çalışmadım henüz, daha çok çalışmam lazım. Yoksa böyle olmazdı, moral bozmak yok, daha çok çalışıcam. Ya bu hafta böyle çok sıkıştığım için böyle oldu. Yetişecek geçecek. Blog yazmak için daha çok zamanım olan günler de gelicek.
12 Eylül 2010 Pazar
GÜN 7
Olsun, olsun, dünya ikincisi olmak da gayet iyi. Hem yenildiğimiz takım ABD, yani şimdi pozitif ayrımcılık yapmak istemiyorum ama adamlar baskette iyi. Adamların üç sayılık vuruşları kural olarak bizimkinden 1 metre geriden ya. Yani bu oyunlar onlara biraz rahat geliyor. Bir de hepsi siyah; genlerinde var basket yani, iriler, hızlılar. Olur yani o kadar, aferin bizim 12 dev adama. Bu arada, bizim bildiğimiz kırk yıllık Hidayet Türkoğlu, ABDde: Haydo Turkolo olarak biliniyor. Koskoca adamı Japon çizgi film kahramanına çevirmişler. :)
Neyse sonuç olarak bugünün asıl moral bozucu kısmı burası değildi. Yani gerçekten ben inanamıyorum bu millete ya. Nedir yani ne istiyorlar gerçekten çözebilmiş değilim, ya yorum bile yapasım yok valla. Koyunlar.
Neyse yani Türkiyeden haberler dışında burada da durumlar pek parlak değil, bu sabah, Mügeyle 505 ödevinden bir soru üzerinde abartmıyorum, 3 saat çalıştık. 3 saat ya. ÖSS süresi kadar. Tek soru. Ve hala net bir cevabımız yok, sadece birkaç fikrimiz ve içi dışına çıkmış beyinlerimiz var. Ama diğer sorularda biraz ilerleme kaydettik. Umarım yarın bitiririz. Bir de daha başlanmamış 754 ödevi kuzu gibi bana bakıyor.
Amaa bugün olan güzel bir şey varsa o da şu ki, biletimi aldım. Gerçi aralıkta yani daha çok zaman var ama olsun, alındı, orada, artik sadece sayılı gün var o da zaten çabuk geçer. Buraya geleli bir buçuk ay oldu neredeyse, göz açıp kapayıncaya kadar geçti. (Nasıl yalan :( )
Neyse sonuç olarak bugünün asıl moral bozucu kısmı burası değildi. Yani gerçekten ben inanamıyorum bu millete ya. Nedir yani ne istiyorlar gerçekten çözebilmiş değilim, ya yorum bile yapasım yok valla. Koyunlar.
Neyse yani Türkiyeden haberler dışında burada da durumlar pek parlak değil, bu sabah, Mügeyle 505 ödevinden bir soru üzerinde abartmıyorum, 3 saat çalıştık. 3 saat ya. ÖSS süresi kadar. Tek soru. Ve hala net bir cevabımız yok, sadece birkaç fikrimiz ve içi dışına çıkmış beyinlerimiz var. Ama diğer sorularda biraz ilerleme kaydettik. Umarım yarın bitiririz. Bir de daha başlanmamış 754 ödevi kuzu gibi bana bakıyor.
Amaa bugün olan güzel bir şey varsa o da şu ki, biletimi aldım. Gerçi aralıkta yani daha çok zaman var ama olsun, alındı, orada, artik sadece sayılı gün var o da zaten çabuk geçer. Buraya geleli bir buçuk ay oldu neredeyse, göz açıp kapayıncaya kadar geçti. (Nasıl yalan :( )
GÜN 6
Kazandııık!!! Türkiye Dünya Basketbol Şampiyonasında ABD ile final oynayacak!! Ay çok heyecanlıyım. :)
Bugün sabahtan kütüphaneye gittik. Haftaya aldığım üç dersin de ödevi var. Yani uyumasam yemesem de ödev yapsam anca yetişir gibi duruyor. Bir de 505 inki inanılmaazzz zor. Biz de, klasik dörtlü, sabah kütüphanede buluştuk. Ayrı çalıştık ama herkes sonuçta 505e baktı. Sonuç: yapamıyoruz. Sonra saat 14:00 olunca, Erinc, İlke, Müge (diğer Müge) ve Hakan’la buluşup oradaki bir sports bar a gittik ve yarı final maçını izledik. Süperdi ama acayip heyecanlıydı. Yarın da finali izliycez aynı yerde.
Maç sonrası eve geldim, çamaşır ve alışveriş yaptım. Şimdi acayip yorgunum. Umarım yarın yine yazıma bugünküne benzer şekilde başlarım. Tabi yarın bir de referandum var Türkiye’de. Benim de 505 ödevini bitirmem lazım. Önemli gün yarın.
Bugün sabahtan kütüphaneye gittik. Haftaya aldığım üç dersin de ödevi var. Yani uyumasam yemesem de ödev yapsam anca yetişir gibi duruyor. Bir de 505 inki inanılmaazzz zor. Biz de, klasik dörtlü, sabah kütüphanede buluştuk. Ayrı çalıştık ama herkes sonuçta 505e baktı. Sonuç: yapamıyoruz. Sonra saat 14:00 olunca, Erinc, İlke, Müge (diğer Müge) ve Hakan’la buluşup oradaki bir sports bar a gittik ve yarı final maçını izledik. Süperdi ama acayip heyecanlıydı. Yarın da finali izliycez aynı yerde.
Maç sonrası eve geldim, çamaşır ve alışveriş yaptım. Şimdi acayip yorgunum. Umarım yarın yine yazıma bugünküne benzer şekilde başlarım. Tabi yarın bir de referandum var Türkiye’de. Benim de 505 ödevini bitirmem lazım. Önemli gün yarın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
